50.Yaş Analizi

Bugün tam 50 yaşındayım. 13 senelik normal 37 senelik engelli yaşantımda beni doğumumdan bu güne en çok düşündüren gün bu gün.
Kolay bir hayat mıydı?

“Kesinlikle Hayır. “

Boşa geçen bir ömür müydü? “Sanmıyorum.”

Bu dünyaya senden birşeyler kattın mı?

“20 sene çalıştım. Birilerine de bir faydam olmuştur herhalde”

Bağımlı bir yaşam mıydı?

” En büyük başarım kimseye yük olmadan yaşamayı öğrenmektir. Bu konuda kendimle gurur duyarım”

50 yaş hayalin miydi?

” Yok canım. Arada bir yerde göçer giderim diyordum”

Şimdi ne hissediyorsun?

“Aslında çok karışık.”

Kaza geçirdikten sonra her kafadan bir iyileşme hikayesi duyardım. Biri demişti ki “adamın biri benim gibi kaza geçirmiş tam 10 sene sonra yeniden yürümüş”. O zaman ” Yuh! 10 sene mi? Hayatımdan 10 sene gitmiş, yürüsem ne olur ki? O zamana kadar zaten ölürüm ben “diye düşünmüştüm. Bugün tam 3 tane 10 seneyi devirmişim maşallah bana hala hayattayım.
Sonra her 5 senede bir bu yürüyemeyenlerin tedavisinin bulunacağı,yürüme engelli kimsenin kalmayacağını söylemeye başladılar. O beş seneler hiç bitmedi, tükenmedi. Arada bir kaç tedavi palavrası yaptılar. Rusya da sandalyede oturabilen adamı yatalak yaptılar. Çin’de adamı eğip büküp dert top ettiler. Bizde balıklı göle yedirip , pis kokulu otlara çöplere bandırdılar. Ben hep bekledim. Büyük ihtimalle çaresinin bulunduğuna da inanıyorum ama böyle büyük bir gelir kapısını kimse kapatmak istemeyecektir. Açıklamazlar diyorum. Kısmet.
Baktım bu iş beklemeyle olmayacak bari dedim bende hayallerimi gerçekleştireyim. Millet ayaktaysa bende oturarak tadını çıkartayım bu hayatın.
O günden bu güne bir şeyler yapmış olabilirim ama gerçekten çok istediğim birkaç madde vardı.
Mesela en büyük isteklerimden biri emekli olduğumu görmekti. Çok özenirdim çalışıp bir işe yarayıp, vakti gelince maaşını alıp bir kenara çekilen insanlara. Ne zamanki ilk emekli maaşımı aldım. Zarftaki parayı görünce tüm hevesim kaçtı.
“Lan oğlum bu para işten aldığım maaşın dörtte biri bile değil. Lanet olsun içimdeki çalışma sevgisine. ” diyerek haram ettim devlete ödediğim fazla fazla primlerimi geçtim gittim.
Sonra birde menopoz yaşına gelmiş olan teyzelere özenirdim. Hepsi bir yerde toplanır, pasta börek günlerinde gazeteyle yellene yellene alı al moru mor gıybet yaparlar , gelin damat çekiştirirlerdi.
Allahım şükürler olsun bende menopoz nedir, nasıl yanılır , nasıl beynin kaynar, sırtından ateş çıkar gördüm. Bu yaşı görüp bu mertebeye erişebilmek benim için büyük başarı. Şükürler olsun yandığım her güne.
En önemlisi Türkiye gibi normal insanların bile zorlukla yaşadığı bir ülkede engelli bir insan olarak ölmeden bu günü buldum. Üniversiteye kadar pek çok zorlukla okudum. Defalarca “engelliyim. Valla bakın raporlarım bile var” dememe rağmen yalancı muamelesi görüp yine yeni yeniden kurullara sokulmak başka bir ayrıcalıktı. Yinede okumak için direndim. Çalışmak için direndim. Evlenmek için direndim. Kısacası bu ülkede , pek çok cahil insanın içinde aklıyla varolmak savaşı verdim.
Pes ettim mi? Hayır. Ben bu insanlardan bedenin değil, kafanın, sağduyunun, vicdanın sağlam olması gerektiğini öğrendim. Onlarda inşallah benden birşey ögrenmişlerdir.
Bağımsızlık takıntımın en önemli ayağı yalnız yaşamak istememdi. Bir gün mutlaka ailemden ayrı bir evde tek başıma yaşamak istiyordum. Çocukken ailenin evi, o evin kuralları seni koruyor, sana sahip çıkıyor. Belirli bir yaşa geldiğinde senin kafanda sana ait bir ev, sana ait bir hayat şekilleniyor. İşte o zaman özgürlüğünün peşine düşüyorsun. Sonra adamın biri senin peşine düşüyor. Sen bu adam iyiymiş , alayım ben bunu diyorsun. Senin hayalindeki evde ortak bir özgürlükle, aşkla yaşıyorsun.
Valla ne yalan söyleyim. Evlilik , koca olayı pek hayalimde değildi. Maddi, manevi keyfim beyde yoktu ama bir kere kalbime düştü bu adam. Size bir sır vereyim bu arada. Sakattım sukattım falan ama şu güzel yüzümün hayrına her halde, hiç erkek arkadaş sıkıntısı da çekmiyordum. Ne telefonum susardı, ne de gezmelerim. Eşimden önce birkaç evlenme teklifi almışlığım da vardır. O zamanlar” küçüğüm daha çok küçüğüm” deyip hepsine Hayır cevabını yapıştırmıştım. Ne zaman ki 31 yaşıma geldim, baktım adamı da seviyorum. “Senin neyin eksik , evlen kızım Deniz” deyip daldım olaya.
Bu 50 senenin en güzel 18 senesi bu gönlü güzel, kalbi melek kocam için sükrederek geçti. Hayatımın en doğru kararı. Hep yanımda ol aşkım dedim sadece.
Birde benim yanlızlığıma düşkünlüğüm vardır. Çok severim kendimle zaman geçirmeyi. Hala bu yaşımda bile ” Sadece Deniz” günlerim vardır. Kimse olmadan sadece bana ve isteklerime ait koca bir gün. Kimseyle konuşmam, o günü paylaşmam. Yazarım, okurum, dinlerim, boyarım, yerim, içerim, düşünürüm, anı yaşarım. En önemlisi sadece kendimi severim.
Hayatımda herşeyi çok güzel yapmadım tabi ki. Belki hep içimde bir isyan , savaş, sinir vardı. Herşey benim için bir mücadeleydi. Bu arada bilmeden veya bilerek birçok kişinin kalbini de kırdım. Arkamda bıraktığım beni sevmeyen, kırılan, küsen birçok insan da olabilir. Kimse hatasız değildir. Hep tek bir amaç için uğraştım. Varolabilmek asla asalak olmamak. Üretmek, kendi paranı kazanmak, insanlara yardım etmek, yetersiz bedeninde kocaman bir beyin olmak.
Bugün çok mutluyum. Huzurluyum. Cumhuriyet cocuğuyum. Sevenlerim yanımda, bir çoğu telefonumun ucunda. Hepsinin ortak dileği ” Bizimle uzun, sağlıklı bir ömür diliyoruz” Demek ki birşeyleri başarabilmişim, demek ki kalplerde bir yerim var. O zaman ne mutlu bana. Belki daha nice senelere. Allah bilir. Hepinizi seviyorum.
Dip not Tankut:
Valla yazmadan duramıycam. Tankut günlerdir yaş günü hediyesi peşinde. Kıvranıyor. Ben hep diyorum ya maddiyatı çok değil maneviyatı çok hediye bul diye. Bizimki de sonunda bulmuş.
Şimdi ben erkekte alyans çok severim. Nedendir bilinmez alyans takan erkeği de çok takdir ederim. Tankut bey evliligimizin ikinci yılında Alyans olayını bitirdi. Çünkü çok kilo aldı, yüzüğün parmağında olma ihtimali sıfır. O günden bu güne adamın eli boş. Arada bir çıkartır denerim küçük parmağının ilk boğumunda kalır.
Dün geldi dedi ki ” Gel seninle alyans almaya gidelim” . Dedim ne alyansı? ” Senin sevdiğin klasik modelden ikimize de yeni alyans alalım. Bende takayım artık. ”
Acayip mutlu oldum. En güzel hediye benim için. İnternetten alyanslara bakıyoruz. Maşallah sudan ucuzlar. ” Sen parasına bakma, beğen bir tane” dedi. Ekonomi okumuş iktisatçı bir kadın olarak ” dur bi eskisini getireyim” dedim.
Adam 20 kilo verdi ya belki olur dedim. Getirdim , taktı parmağına. Hafiften derilerini sıyıra sıyıra geçti, azıcıkta son boğumda zorlandı. Parmağın tümünde de hafif bir morluk var ama vallahi oldu. Taktı eline parıl parıl geziyor şimdi. Hemen olayın üstüne atlayıp ” bir daha çıkartmak yok , yeni alyans uğursuzluk getirir derler. Sen eskisini tak aşkım ” dedim. Sevindi . ” tamam. Param cebimde kaldı” dedi. Bende içimden ” Sen öyle san” deyip en ünlü restorantta yer ayırttım. Ah bu akıllı erkekler.

Yorumlar

Bir yorum bırak

Diğer Bölümler