Ah Makus Kaderim 12

 
                                               Dünyadaki en güzel şey AİLEM
                                                               ROMANIN KAHRAMANLARI
        Hep bu kitabın hayalini kurmuştum. Öyle güzel, dolu bir hayat yaşıycam ki, emekli olunca her şeyi yazıcam diyordum. Önce hayatımı gözden geçirip , dışarıdan kendimi seyrettim. Sonra yalansız, dolansız, tüm gerçeklerimle bu kitabı yazmaya başladım. Muhtaç değil, her şekilde var olunan bir hayatı güzellikleri, acıları, başarılarıyla adım adım anlattım.

          Bugün 50 yaşımdayım. Kaza geçireli 37 sene olmuş. Bu 37 sene bana hediye. Çok zor günler geçirdim ama hiç Allah’a isyan etmedim. Zaten oda bana her zorlukla baş edebileceğim kolay bir yol gösterdi.

Bu güne kadar elde ettiğim tüm  başarılar beni çok seven insanların yardımlarıyla gerçekleşti. Kitabımdaki son bölümü en sevdiklerime, hayatımdaki kahramanlara ayırdım.

        Babam İstanbul beyefendisidir. Çok detaycı, görsel güzelliklere önem veren, sanata, antikaya düşkün bir insandır. Antika eksperi, iyi bir iş adamıdır. Hakka hukuka, insan sevgisine, saygısına çok önem verir. Kendini çok geliştirmiş, her konuda az veya çok bilgisi vardır. Su gibi İngilizce konuşur. Bizim bebekliğimizi bilen yurt dışından profesör, iş adamı, antikacı arkadaşları gelir. En önemlisiyse çocuklarına  çok düşkündür. Yinede en büyük aşkı annemdir. Onu yanına almadan hiçbir yere gitmez. Evin içinde bile annem hangi odaya gittiğini babama haber verir. Öyle hastalıklı bir ilişkileri vardır yani. Beraber kader birliği edip dünyayı gezerler.

       Güzel giyinmek en büyük hobisidir. Kıyafetlerini rengine, tarzına, gideceği yere göre kombin etmeye bayılır. Her daim şık ve temiz giyinir. Aklına koyduğu bir ayakkabıyı altı ay aradığını bilirim.

      Babamdan çok şey öğrenmişizdir. Bizim aile sohbetlerimiz her akşam yemek sofrasında olurdu. Babamızdan sonra kimse eve giremez, işten geldiğinde tüm aile onu kapıda karşılardık. Sofra hazırlanır. Babam hazırlanmadan masaya oturmazdık. Babam ”Afiyet olsun” der. Yemeye başlar, büyük soruyu beklerdik. ” Ne yaptınız bakalım bugün?” diye sorduğu an hepimiz başlardık anlatmaya. ” Matematik hocası taktı bana baba. Geziye gidebilir miyim baba? Veli toplantısı var. Baba bisikletim bozuldu.” vs vs. Hepimizi dinler en son ” Annenizi üzmediniz di mi ? Hepsini hallederiz” der masadan kalkardı.

Hayatımız boyunca her sorunumuzda en yakınımızda babamız oldu.  O bir dağdı biz eteklerinde yaşadık. Allah başımızdan eksik etmesin.

       Annemin güzelliği her zaman dillere destanmış. Hala çok güzel, asil bir görüntüsü vardır. Fransız kadınlarına benzer. Annem uzun boylu, ince bir kadındır. Adı gibi Ziynet’tir. Girdiği her ortamda mücevher gibi parlar. Gençliğinde ne kadar kel, güdük, şişman adam varsa anneme talip olmuş. Annem sonra babamı görmüş. Uzun boylu, çok yakışıklı, o zamanın en lüks arabası altında, jilet gibi bir delikanlıymış. Babaannem tam bir sene ananemlerin evine kamp kurmuş. Gitmiş gelmiş istemiş annemi. Önce daha küçük deyip bir sene vermemişler sonunda kabul etmişler. İkisi de birbirini çok sevmiş.  Çocukluğumda hatırlıyorum babam eve gelmeden annem her akşam makyajını yapar, onun için süslenirdi. Sofrasını hazırlar, babamı beklerdi. Ben hayat arkadaşlığının ne olduğunu onların muhabbetinden öğrendim.
            Annem hayatını bizlere adamıştır. Çocukları onun için çok önemlidir. Herşeyi bizi mutlu etmek için yapar. Süper bir mutfağı vardır. Okuldan dönüşümüzde bizlere hazırladığı çay sofraları hala aklımdadır.
         Elinden her iş gelir.Çeyizlerimizin büyük bir bölümünde onun ördüğü dantel masa örtüleri, yatak takımları yer alır. Örer, diker, boyar ne varsa becerir.
         Çok güzel giyinir. Babamda annem ne renk giyiniyorsa ona uygun renklerde takım elbise seçer. Anacığımın başına getirmediğimiz dert kalmamasına rağmen hep yüzü güler, bize en büyük arkadaş odur.
        İşte bu iki  insan beni var etmiş ama benim varlığımla onları ne kadar mutlu ettiğimi bilemediğim  harika ebeveyndirler. Benden hiç vazgeçmediler. Çoğu insanın kaldıramıyacağı duygusal ve maddi yükü benim için omuzladılar. Bir gün bile beni kırıcak tek bir kelime  söylemediler. Ne suçladılar ne de azarladılar. Hala beni nasıl mutlu edeceklerini bilemez, gözümden akan tek damla yaşa dayanamazlar.
        Babamın tek hayalidir beni yeniden ayakta görmek.’’Tüm servetimi veririm ‘’ der. Bir tarafı hala kabullenemez bu durumumu. İçten içe üzülür ama belli etmez.

       Ben hala annemin bebeğiyimdir. O olmadan hiç bir şey yapamam. Ara sıra yine hastalanırım o olmazsa iyileşemem. Sesini duymazsam endişelenirim. Yüzünü görmezsem huzursuz olurum. Bazen aileme bu kadar düşkün olmak beni korkutur, sonra kendimi sakinleştiririm. Allah ikisine de sağlıklı, uzun ömürler versin. Başımızdan eksik etmesin diye dua ederim.

                                                                 ECE & DENİZ & NÜKET

          Dünya güzeli iki ablam var. Birbirlerinden çok farklılar. Birine göre ak olan şey diğerine göre karadır. Nüket sakin, klasik bir aile hayatı sürerken, Ece hayatı dibine kadar yaşama taraftarı, çılgın, deli birşeydir. En büyük ortak noktaları ikisi de beni çok severler. Bazen düşünüyorum ben onların yerinde olsam Deniz’i bu kadar sever miydim acaba diye.
           Gençliklerini mahvetim. Her zaman öncelik benim sağlığım, benim hayatla mücadelem oldu. Kaza geçirdiğimde Nüket üniversiteye hazırlanıyordu. Ece okuluyla cebelleşiyordu. Aylarca yalnız kaldılar. Hafta sonlarını onun bunun evinde geçirdiler.  Anne yok, baba yok, kardeş ölecek mi? Ölmezse nasıl bir hayat yaşıyacaklar? Her şey o kadar belirsizken sağlam durmaya çalıştılar.
        Nüket ve Ece en büyük destekçim oldular. Bana hep sahip çıktılar. Gezdirdiler, beni de hayatlarına ortak ettiler. Bazen birbirimize kızdık. Bazen kırıldık ama derinden öyle bağlanmışız ki çok kolay affettik.
         Hayat hepimizi ayrı ayrı zorladı. Onlarında zor günleri, sıkıntıları oldu. Bununla birlikte  güzel günlerimiz de çok oldu. Ben ne kadar neşeli, komiksem onlar benden çok daha eğlenceli, keyifli insanlardır. Bir araya geldiğimizde deli çalar biz oynarız. Bu yaşımıza geldik ama hiç büyümedik. İçimizdeki çocuk hep bizde kaldı.
           Bazen odaya kapanır vara yoğa o kadar çok güleriz ki babam ‘’ Hanım biz bu çocukları yaparken bir şeyler eksik kalmış. Bunların yaşı büyüyor ama kafaları hala çocuk ‘’ deyip gülerdi.
          Birbirimizi olduğumuz gibi kabul ederiz. Kimse diğerinin seçimlerini sorgulamaz. Yargılamadan sonsuz desteğimiz vardır birbirimize. Ortak noktamız anne babamızdır. Onların etrafında toplanır çok keyifli zamanlar geçiririz. Şükürler olsun varlıklarına.
             Sonra büyük eniştem girdi hayatımıza. Okul dönüşümde beni sandalyemle iki kat yukarı taşımasını hatırlıyorum. Bir yılbaşı gecesi Nüket’le birlikte hepimize hediye ettiği altın kolyeleri. İlk bilgisayarımı  benim için aldığını. Tiftik kafalı bilgisayar  hocasını onun bulduğunu. Beni kursa yollamasını sonra bana iş vermesini her şeyi hatırlıyorum. İyi ki ablamı sevmiş, ailemize girmiş. Her zaman bize iki muhteşem kız torun vermiş diye şükrederim.
               Cansu ilk göz ağrımız. Aşırı kişilikli, çok akıllı ve güzel yeğenim. Uzman psikolog. Koca beyinli kızım.  Dünya insanı. Gez gez bitiremez. Kitap aşığı. Bavul bavul kitap taşıyan deli. Kısaca herşeyden biraz.
               Çocukken ‘’Hangi teyzen?’’  diye sorulduğunda ‘’Tekerlekli teyzem’’ diyecek kadar açık gönüllü, içinde kötülük barındırmayan, yaşı büyüyen ama hala çocuk kalabilen, dilli düdük bir genç kızdır.
                     Hani “ Kimin ne olacağı çocukluğundan belli olur” derler ya bizim Cansu’da merak küpü, hafiye gibi bir çocuktu. Durmadan bir şeyleri merak eder kaşla göz arasında ortadan kaybolurdu. Öyle boş da bırakmazdık çocuğu. Hep gözümüz üstünde ama nasıl beceriyorsa alışveriş merkezinde gezerken bize göre kaybolur, kendisine göre keşfe çıkardı. Yazlıkta otu boku merak eder inceler, araştırırken zamanı unutur. Hep  aklımızı başımızdan alırdı.
              Bir gün Cansu daha iki yaşında. Yazlıkta babam balıktan döndü. Bir kova istavrit suyun içinde, babam  mutfakta balık ayıklıyor. Bizim kız gözlerini kocaman açmış ,kıvırcık tül tül saçları, minicik elbisesiyle durmadan aynı soruyu değişik şekillerde dedesine soruyor. Öyle bir performans sergiliyor ki edebiyat litaratürlerine geçse yeridir.
           Dede bu nee?…………. Balık kızım.
         Balık mı bu dede?…………..Evet kızım.
        Aaa dede bu balık mı?……………….Balık kızım.
        Dedeee balık bu muu?…………..Evet kızım.
            Şimdi Cansu ailenin ilk torunu ya bizde sonsuz bir sabır var. Çocuk neyi merak ederse cevaplayalım diye kendimizi yırtıyoruz. Kendisi de sağ olsun uçan kuştan, yağan yağmura kadar her şeyi merak ediyor. Biz baygınlık geçiriyoruz o ” Ama neden öyle?” diye sormaktan vazgeçmiyor.
            Büyüdüğünde bilmem kaç okul, bir sürü mastır yapınca “ Acaba küçükken bu çocuğa her şeyi anlatıp, biz mi ayarını bozduk?” diye aklımdan geçmedi değil.
           Bu kitabı yazdığımdan kimsenin haberi yoktu. Eşime bile söylememiştim. Kısaca karda yürümüş izimi belli etmemiştim. Amacım 47. Yaş günüme bastığım gün bu kitaptan otuz kırk tane bastırıp en sevdiklerime hediye etmekti. Kitap bitti. Birine okutmam lazım. Cansu bizim ailenin edebiyat aşığıdır. Yazın şiir kamplarına falan gider. Kendinin de bir sürü denemeleri var. Üstüne üstelik birde uzman psikolog. En önemlisi de dürüst bir eleştirmendir. Kimseyi poh pohlamaz. İnanmadığı şeyin arkasında durmaz. ‘’Bir kitap yazdım, okur musun? ‘’ dedim. ‘’Okurum’’ dedi.
              Aynı gün gece on ikide bir mesaj geldi. ’’Bayıldım, bunu herkes okumalı’’ diye yazdı. Hiç düşünmediğim bir yol açtı bana. Editörüm oldu. Büyüyüp bana ışık olduğu için ona binlerce teşekkür ediyor. Onu çok seviyorum.
                    Gökçe bebekliğinde burnumuzdan getiren ama hayatı boyunca hep kendi işini kendi halletmiş, hayatının yönünü kendi belirlemiş, süper zeka, sakin, sevecen kızımdır benim. O da psikologdur.  Bugüne kadar kimseye fikir sorduğunu görmemişimdir. Çok kendine has bir kişiliktir. Kendi başına birçok başarılara imza atar. Biz en son duyar onunla gururlanırız. Kitaptaki tam destek gücümdür. Fikirleriyle tam on ikiden vurur. Gönlü boldur. Kendinin olan her şeyi seninle de paylaşır. Çocuktu hiç unutmam yeni açtığı çikolatasını bile bana getirir’’ Teyze hakkı’’ deyip önce bana ısırtırdı. Bir çocuk için bu inanılmaz bir özveridir. Beni bu kadar sevdiği için Allah’ıma şükreder. Onu başımın tacı yaparım.
Allah ikisine de sağlıklı, başarılı, çok mutlu  ömürler nasip eder inşallah.
                  Sonra ortanca eniştem girdi hayatımıza. Çok farklı ailelerden yetişmiş,  farklı kişiliklerdi ama biz onu çok sevdik. Senelerce güzel bir dostluk kurduk sonra olmadı ayrıldılar. İki dünya iyisi yeğenimin babasıdır. Bu güzel çocuklar için şükürler olsun derim.
                 Efe , koca kafalı , dünyanın en güzel bebeği. Kalbimi öyle bir çaldı ki, ilk kucağıma aldığımda aşık oldum ona. Annesi bebekken onu çok güzel giydirirdi. Daha poposunun üzerine oturamazken erkek gömlekleri giyer, pantalonuyla takım şirin papyonlar takardı. Ben ki çok çocuk sevmez,onlardan köşe bucak kaçarken Efe hep benimle olsun isterdim. Ne ağlar, ne şımarırdı. Bu gün işinde gücünde yakışıklı, vicdanlı, başarılı bir delikanlı oldu. Ticaret hayatını bile adalet üzerine kurmuş, hak yemeyen nadir bir kişiliktir. Oda beni çok sever. Tiroit ameliyatı olduğumda evde duramamış hastane kapsında ‘’ teyzem iyi misin? diye endişeyle sormasını unutamam. Allah ona pamuk gibi bir kalp vermiş. Biliyorum ki başım ne zaman sıkışsa yanımda olur. Defalarca ‘’ Teyzem sen hiç endişelenme ben hep yanındayım’’ deyip beni dünyanın en mutlu insanı yapmıştır. Allah bizleri zorda bırakıp onlara muhtaç etmesin. Hep mutlu, huzurlu, başarılı olsunlar.
             Yüksel , en küçük , son numaramız. Dünyanın en iyi çocuğu. Apartmanın sokak kapısında ‘’Teyzemmmm’’ diye bir bağırışı vardır ömre bedel. Okumayı sevmez ama her bir şeyden haberi vardır. Genel kültür oyunlarında canımıza okur. İçimde bir his var bu çocuk çok başarılı olacak derim.  Koca delikanlı oldu ama hep bebekmiş gibi mıncıklayasım vardır. Elletmez kendini. Bazen annesi “ Git teyzeni al getir, beraber yemek yiyelim” der. Okul dönüşü iki adım atmaya üşenirken  ,söz konusu ben olunca dağları aşar gelir. Beni ittire kaktıra evlerine götürür. Sevgimiz çok derindir, birbirimizin yüzüne vurmayız. Bugün süper işler yapan akıllı bir iş adamı oldu. Onların başarısı bizim gururumuz.
              Bizim çocuğumuz olmadı. Bilinçli istemedik. Kendimizin ne olacağı belli değilken yeni bir hayatın sorumluluğunu almak istemedik. Bizim yüzümüzden sosyal hayatında sıkıntı çekmesin dedik. İnsanlar çok acımasız, çocuğumuzu üzmesinler istedik.

          Dört yeğenim bizim çocuklarımız oldu. Onlara baskı yapmadan ihtiyacınız olursa buradayız mesajı vermek istedik. Allah razı olsun onlarda bizi hep sevdi, saydı. Onların sevgisi, varlığı bizi mutlu ediyor. Ömrümüz yettiği sürece herşeyimizle onların yanındayız. Varlıklarına bin şükür.

 
Aslında kuzen değil  beş kardeşiz
Serpil&Gamze
         Çok küçük bir aileyiz. Bir dayım, bir teyzem, bir amcam ,bir halam var.  Serpil ve Gamze dayı teyze kızları. Aslında kardeşlerimiz. Beraber büyüdük. Beraber ne maceralar yaşadık. Anlatsam kitap olur. Allah bizi ayırmasın.
Ne çok doğurmuşum kuzen çocukları
Gizem&Gözde&Merve
                                                        Bende çocuk çok. Hayatımın çiçekleri.
 
 
Yaşam boyu destek ünitelerim
Yenge Remziye&Teyze İffet
                                              Bu ekip var olduğu sürece bana karada ölüm yok. 
 
Kayınpeder&Gelin Aşkı
               Dünyanın en tatlı kayınpederi. Gelinini prensesim diye seven özel insan. En büyük desteğim. Allah sana uzun ömür versin. Seni seviyorum Kamil babam.

EN GÜZEL HEDİYEM AŞKIM

 

                                                                BİR KARA BÖCÜK SEVDİM.
                      Dünyanın en şanslı kadını benim. Allah çektiğim sıkıntıların karşılığında Tankut gibi bir melek gönderdi bana. Saftır, temizdir, sevgi doludur benim kocam. Hileden , arkadan iş çevirmekten, kötülükten, üç kağıttan anlamaz. Bazen aptalcasına dürüsttür. Beyaz yalanları  bile yoktur. Hayatıma girdiği andan beri hep beni mutlu etti. Bazı zamanlar ben kendimi çekemezken o bana katlandı. Bana bir yuva verdi. Hayat arkadaşım oldu. Her şeyden önemlisi biz birbirimizi  çok sevdik. Kader birliği ettik. Hayat arkadaşım, kedilerimin babası, dostum, sevgilim, aşkım, özel insan. Ona baktığımda kalbim kabarır, sesini duyarım neşem yerine gelir. Varlığına şükürler olsun. Allah onu başımdan eksik etmesin.
                                                                         SON SÖZÜM
                       Geçenlerde doktor bir tanıdığım ’’Sen bu durumunla bugüne kadar yaşamakla mucize yarattın ‘’ dedi. Hiç düsünmemiştim. Tam 37 senedir engelliyim ama kendimi hiç engellenmiş hissetmedim. Kafama koyduğum, ben bunu yaparım dediğim her şeyi yaptım. Hiçbir şeyde aklım kalmadı. Önümde iki seçeneğim vardı. Ya kaderim buymuş deyip ölümü beklemek ya da hayatı dibine kadar korkusuzca yaşamak. Ben yaşamayı seçtim. Bundan sonra daha ne kadar gider bilemem ama bu kitapla benden size bir hatıra kalsın istedim. İşte size  ömrümden aklımda kalan hatıralarımı yazdım.
                     Benim en büyük hazinem sizlersiniz.  Her birinizin varlığı için Allaha defalarca şükrediyorum. İyi ki varsınız iyi ki benimlesiniz. İnşallah sizi sıkmamışımdır. Okuduğunuz için teşekkürler.
 EN UZUN DİP NOT: PS : Normalde kitabı burada bitirmiştim. İçimi dökmüş, hayatımı  anlatmış, herkese de teşekkürlerimi etmiştim.  Artık gezmek, tozmak,emekliliğin tadına varmak zamanı gelmişti. Dualarımda ,namazlarımda hep’’ hayırlı bir hayat, hayırlı bir ölüm’’ diye diler, kalan ahir ömrümü de huzur içinde geçiririm derdim. Allah beni ne zaman çağırırsa da hazırım diye düşünürdüm.
Olmadı,olamadı.
KANSER OLMUŞUM AMK      ( “Ah Makus Kaderim’’ demek)
Belki bunu da yazarım 😉
                                                                Sizleri seviyorum. Şimdilik Hoşçakalın

KELİM  YİNE DE NEŞELİYİM  

 

 

 

 

3 Yorum

  1. Esra 12 Mart 2018 at 23:44

    Denizcim süper bir kitap olmuş. Yeni yazılarını merakla bekliyorum. 👏😗

  2. Yeşim Ünlü 12 Mart 2018 at 16:43

    Seni çok Seviyorum. İyi ki tanımışım seni, büyük keyif ve hayranlıkla okudum. Devamını dilerim…

  3. Dilek Alpay 11 Mart 2018 at 22:20

    Tebrikler yaşadığınız bu kadar sarsıcı olayları böylesine neşeli,pozitif kelimelerle bizlere aktarmanız inanılmaz.Yazdıklarınızı okurken kendimi kah gülerken kah da duygulanmış gözlerimden yaşlar akarken buldum.Bundan sonraki hayatınızda hep neşeli,sağlıklı ve mutlu geçsin sevgiyle kalın…..

Bir yorum bırak

Diğer Bölümler