BİR SEN EKSİKTİN KANSER 1. BÖLÜM

Canlarım benim. Sadık dostlarım. Bir tanelerim.

Bu bloğu açalı bir seneden fazla olmuş. İlk yazımdan bu güne kadar neler paylaşmışız şöyle bir göz gezdirdim. Valla herşeyleri size yazmışım. Doğumumdan bu güne neler yaşamışım sonra küçük yazılarla nasıl kocamı gömmüş, kedi sevmiş, kendimle dalga geçmişim. Daha neler neler . Sizinle beni bayağı konuşmuşuz.

Acaba insanları sıkıyor muyum? Ne yapsınlar beni? Aklıma geleni yazıyorum derken okunma sayımıza bir baktım almış başımızı gitmişiz. Maşallah bize.🧿

Birçok geri dönüş aldım. Neden bu yazıları kitap yapmıyorsun? diye.

Kitap çıkartsaydım bayağı çok baskı yapmamız gerekecekmiş ,onu anladım. Acayip mutlu oldum. Hepinize çok teşekkür ederim.

Kitap haline gelsin bende çok istiyorum ama bir amacı da olsun diyorum. Para getirsin mesela. O paralarda iyi bir yerde kullanılsın istedim.

Çok araştırdım. Kanserli ufaçık çocuklara bu kitapla nasıl faydam olur diye? Ben koca kadın bu hastalığı yaşarken nelerle baş ettim, neler çektim çok iyi biliyorum. Onların güzel, minik kafalarını azıcık oyalamak için steril oyun odası yapmak istedim. Bunun içinde çok para gerekli tabi.

Şunu öğrendim. Maalesef Türkiye’de kitaptan para kazanılmıyormuş. Hele birde ilk kitapsa hiç bekleme. En çok satıştan yüzdeyi raflarda bir sürü kitabı olan eski yazarlar alıyormuş. Anlıycanız bize burdan ekmek yokmuş.

Kanser Vakfıyla konuşayım. Toptan bloğu vereyim dedim. Kullanabilirler mi? Güzel işler için ? Mailler ,telefonlar. Yok ulaşamadım.

Sonuçta bunların hepsi çok normal. Onlar da haklı. Bulunmaz hint kumaşı, büyük bir şahsiyet değilim. Kapımda kuyruk olmuş insanlar ” Aman Deniz’ in kitabını okuyalım da azcık ders alıp sonra otu boku dert edip kendimize hayatı zindan etmeyelim” demiyorlar. Keşke deseler. Tırnağı kırıldı, manikürü bozuldu diye ağlayan kadınlar mesela. Keşke bu yazıları okusa. Hayata dört elle sarılsa.

Yine de ben umutluyum Evren bu yazılarla bir kişinin bile hayatına güzellik getirirse, ben kendimi başardım sayarım.

Neyse çok derinlere dalmayalım. Size çok zaman önce bir söz vermiştim.

Bir gün size kanserli (ben kendisine CİMCİME diyorum) günlerimi de anlatıcam demiştim.

Sanırım o gün geldi. Tedavim biteli üç sene oldu. Bu arada ben sakinledim. Taşlar yerine oturdu. Olaylar mayalandı ve artık hazırım. Sizinle herşeyi paylaşmaya.

Amacım sizi korkutmak ya da üzmek değil. Her kanser kelimesini duyduğunuzda ” Aman evlerden uzak” diyorsunuz ya. Diğer yandan tüm açıklığıyla ne menem bir hastalık merak da ediyorsunuz. İnsanlık hali. Ölüme bu kadar yaklaştıran en büyük hastalık.

İşte ben size ilk ağızdan neler oluyor. Hepsini anlatıcam. Korkmayın çok drama olmıyacak. Yine halimize çok gülücez

Öncelikle yaşadıklarımı gerçek kelimeleriyle çok açık seçik yazıcam. Erkek kadın kim okursa okusun bir cinsin değil ,bir insanın zor günlerini anlamasını istiyorum. “Aa kadına bak. Neleri de yazmış demeyin. Kibarlık uğruna gerçekleri yazmaktan vazgeçmeyeceğim. Şimdiden anlayışınız için teşekkür ederim.

Hadi başlıyalım.

2015 yaz sonu.

Hayat bana güzel. Emekli olmuşum. Ne planlarım var. “Ah Makus Kaderim”‘i yazmış kenara koymuşum. Daha blog falan yok. Kimseyle paylaşmamışım yazılarımı. Daha çok yazıcam diyorum. Yeniden ipek boyamaya mı başlasam? Okunacak kitaplar çok. Ya da hiçbirşey yapmamanın güzelliğine mi bıraksam kendimi ? Yeni bir kurs mu bulsam?

Aklımda çok iş var ama ben bir tuhafım. Son bir senedir acayip halsiz ve yorgunum. Sanki üzerimden yük treni, öküz sürüsü, çin ordusu basıp basıp geçmiş gibi.

Aklım inatla gezmek istiyor. Bedenim ise “hiç uğraşamam senin pantolon gömleğini giymenle şimdi” deyip vazgeçiyor. İnat edip giyinmeye kalksam nefes nefese, dinlene dinlene giyiniyorum. Yemek yemek bir dert zaten. Ne zaman yemek yesem kan mideme gittiği an bende tansiyon yerleri öpüyor. Haydii yat yatağa kaldır yatağın ayağını havaya. Beynine kan gitsin bayılıp ta başımıza bela olma durumundayım. Allah sizi inandırsın nefes almak bile zor geliyor. Perişanım ama etrafıma da belli etmek istemiyorum.

Bizim aile benim başıma gelenlerden dolayı hastalığa doymuşlar. Grip bile olsam ölüyormuşum gibi teyakkuza geçiyorlar. İlk önce ” Niye kendine dikkat etmiyorsun kızımla?” başlayıp sonra ben iyileşene kadar olağanüstü hal ilan ediyorlar. Kimse bir yere gitmiyor. Tatiller, gezmeler iptal ediliyor. Annem hemen mutfağa girip beni kuvvetlendirici ne varsa pişirip pişirip bana yediriyor. Her gün geliyorlar.

Gözlerini üzerime dikip doğru mu yalan mı söylüyorum , gerçekten iyimiyim anlamaya çalışıyorlar. Bu arada ben vicdan azabından, yine hasta olmaktan ezilip büzülüyorum. Yatakta çaresiz kuyruğumu dik tutmaya çalışıyorum.

Sonuç olarak son zamanlarda fenayım ama çok iyiymişim numarası yapıyorum.

Şimdi neden böylesin peki diyeceksiniz?

Hemen cevap vereyim.

Öküz kesmiş gibi bitmeyen bir kanamam var. Bir senedir beraberiz kendisiyle. Beni hiç yalnız bırakmıyor sağ olsun. Gittiği günlere sevinmeme bile izin vermiyor. Sakız gibi yapıştı bana. İki günde bir ” ben geldim yine” deyip kapımı çalıyor arsız. O kadar hırslı ki yanımızdaki yardımcı kadın bile ev mezbaha gibi oldu. Hemen doktora git diye yalvarıyor.

Önceleri önemsemedim pek. Mevsim değişti, hava soğudu, ayağım üşüdü, hava ısındı, ateş bastı, premenopozum herhalde, yeni mi başlıyor bitiyor mu derken birkaç ay geçti. Sonunda dayanamadım jinekolog doktorumu aradım.

Doktor kadın çok eski tanıdık. Yedi kat sülalemizin kadınlarını doğurtdu, ameliyat etti. Kısacası kendisi ilk İstanbul’a geldiğinde bizim kiracımız oldu , muayenehanesini açtı. Senelerdir de bizim doktorumuzdur. Tarihi gelişimimizi bile biliriz. O kadar tanırız birbirimizi.

Açtım telefonu dedim ki. ” Doktor hanımcım bende durumlar fena. Bu güne kadar iki büyükbaş hayvan kesmiş kadar kanamam var. Birde yanına yetmedi pet fabrikası aldım. Zira yetmiyor , bitmiyor. Geleyim mi sana?

Bana şöyle cevap verdi. ” Deniz endişelenme. Senelik kontrolünde rahmin küçülmeye başlamıştı. Simirin de temiz. Premenepoza giriyorsun. Bu durum çok normal. Gelmene gerek yok. Biten mum çok yanar. Durum bu. Keyfine bak. Zamanla azalacak. ” dedi.

Kısaca yaşlanıyorsun kızım. Kafana aklar düştü. Kaz ayakların düzineyi geçti. Elliye merdiven dayadın. Kanarsında, patlarsında ,sarkarsında, çatlarsında. Sen daha neyin derdindesin? dedi.

Bende sözünü dinleyip mumun sönmesini bekledim. Oysa ne büyük hata işlemişim.

Zamanla yarışım çoktan başlamış haberim yokmuş.

Yorumlar

Bir yorum bırak