Geri geldim😀

Şükürler olsun ilham perim geri geldi. Geçen kış deli gibi yazı yazan, onca hikayeyi bir çırpıda döktürüveren ben Deniz de bu bahardan beri tık yok. Ne zaman güneş gözüktü, havalar ısındı. Benim beynim hemen yaz tatiline çıktı. Gezdim tozdum, yandım derken sonbaharı göremeden küt diye kış geldi. İçim karardı. Bir yerlerim de donunca beynim de, yazmak isteğimde yine geri geldi.
Beni özlediyseniz bu senede size anlatacak çok hikayem var. Yine çok gülücez. Azcık hüzünlenicez ama sağlıkla yaşadıgımız her günü hep sevicez. Biliyorum size sözüm var “ Bir sen eksiktin kanser “ bölümlerini de yazıcam ama zaten hayatın zorluğundan ondan bundan içimiz kararmış azcık neşelenelim sonra paylaşırım dedim.
Bu seferde hikayelerde en çok anlattığım, beni en çok güldüren kişiyi ,tabi ki eşim Tankut’u anlatıcam  size.
Canım kocam bu bahar yanıma gelip “ Deniz ben çok kilo aldım. Artık zayıflamam lazım. Bir diyetisyene gidicem “ dedi. O an şoka girdim, kanım dondu. Küçük bir şuur kaybına uğramışım. Önce pek algılayamadım zaten. Senelerdir “Aşkım çok kilo aldın. Bir yardım mı alsan? Köşedeki ekmek fırınının sahibi her beni gördüğünde “Allah abimden razı olsun. Bizi iflastan kurtardı. Engelleme abla daha çok ekmek yesin ” diye elime ayağıma sarılıyor. Ne olur bi diyetisyene git.“ diye ne diller dökmüştüm. Her seferinde inat edip en sevdiği kelimeyi söylemişti. “İS TE Mİ YO RUM!”
Hemen kendime gelip “ Çok sevindim aşkım. Her zaman gittiğimiz hastanenin diyetisyeninden hemen randevu alalım” dedim. Demesine de beynimde birden bir ampul yandı.
Bu adam durup dururken niye kendiyle ilgilenmeye başladı ki?
Normalde aklıma bile gelmez ama iki gün önce internette bir yazı okumuştum. “ Kocanızın sizi aldattığını nasıl anlarsınız?” “ Belirtileri nelerdir?”diye. Birden bilinçaltım yazıyı kusmaya başladı. Okurkende çok dalga geçmistim. Nooluyo leyn? Yoksa başıma mı geliyor dedim. Başladım düşünmeye.
Yazıdaki ilk belirti  neydi ?
“ Eşiniz üzerine başına, görüntüsüne fazla özen göstermeye başlarsa şüphelinin .”
Bak işte! Benim adamda görüntüsüne özen gösteriyor. Önce kilo verecek sonra alemlere akacak. Bu aralar iyide alışveriş yaptı. Dolap yeni ayakkabı kutularıyla, üst başla dolu. Bol bol parfüm de sıkıyor.” Tepem attı. Kesin biri var.” Kim leyn bu kadın?” dedim.
İkinci belirti ; Aldatan erkek devamlı telefonunu yanında gezdirir. Takip edin.”
Lan oğlum yaktım çıranı. Bizimki değil telefonu tableti bile yanında gezer. O ikili hiç elinden düşmez. Onlar her zaman benim kumalarımdır. Onlarla çok eğlenir. Çünkü deli gibi hastane yönettiği bir oyunu oynar. Aynı oyunu oynayan  arkadaş grubu da vardır. Kendisi de oyunun lideridir. Bir ara beni de gruba dahil edip oynattı. Acayip bir oyun. Hastane kurup hasta tedavi ediyorsun. Minicik balık kafalı insanlar var mesela. Onlara elektro şok verip insan kafalı yapıyorsun.. Kel giren hasta makineye giriyor sırma saçlı çıkıyor. Teşhirci çıplak tiplere psikolojik yardım yapıp edepli giydiriyorsun. Bazen kafayı yemiş birkaç hasta orayı burayı ateşe veriyor, sen hemen söndürüyorsun. Sonuçta akıllara ziyan devamlı gözün üzerinde seni de delirten bir oyun. Tabi her şeyi kısıtlı zamanda yapman gerekince adam her yerde  telefon ve tabletiyle geziyor. Ama ya oyun bahaneyse ? 🤔Yoksaaağğğ?
Üçüncü belirti “ Yanınızda bile olsa sizinle değildir.”
Oh be. Çok şükür bu uymadı. Zaten adam hep yanımda ve emin olun hep benimle. Çünkü bana anlatacağı hiç bitmez . Çin işkencesi gibi. Yorum adamıdır. Her konuda bir fikri vardır. Devamlı araştırma yapar. Her şeyi merak eder. “ Deniz şöyle bir şey okudum. Şurada şu varmış . Burada ne varmış? Buna çare bulmuşlar. Onu bunu kim öldürmüş? Yok bu memleket iyiye gitmiyormuş. ” Beynimi didikler. Yine de ben onu en aşık halimle hep dinler gibi yaparım.
En çok da beraber film izlerken yaptığı yorumlar beni delirtir. Durmadan irdeler. “Bence katil bu adam. Burası çok mantıksız. Kım bu kadın? Kımin filmi bu? Mısır mı patlarsak? Evde tatlı var mı?“
Son zamanlarda en çok kullandığım cümleyi yazarak bu konuyu kapatayım bari.
“Öyledir, böyledir ama Allah başımdan eksik etmesin. Günahını almıyayım şimdi. Çok sever aşkım beni.”
Neyse nerde kalmıştık. Ben kendime geldim diyetisyenden randevu aldım. Ertesi gün Tankut gitti. Almış listesini, kan tahlilleri falan geldi eve. Astık listemizi buzdolabının kapağına. Şöyle bir göz gezdirdim. Her şey çok sağlıklı. Hiçbir şey Tankut’a göre değil. Bizim çocuk hiç sebze yemez mesela. Onun tek sebzesi vardır. Patates. Oda hep kızarmış olacak. Salata ağzına sürmez. Bir elma yese “Aylık meyva ihtiyacımı aldım ” der. Allah dedim adamım normal insan olacak. Aşkım ne pişireyim sebze sana? dedim. “Ekmek yerine patates haşlayalım , yemek için kıymalı patates yemeyi yapalım , salata için de yanına patates salatası fena olmaz” dedi.
Ben gerisini anlatmıyayım. Sadece tatlı ve ekmeği kesip , her 15 günde bir kontrollerde iyi kilo vererek tam 14 kiloyu bir çırpıda evrene yolladı beyefendi. Pantolonlar bol geliyor, her gören” göbek nereye gitti kardeşim?” diyor . Adam erirken ben yanında gülleci gibi oturuyorum. Boynumla kafam birleşmiş, ensesi kalın abilere benzemişim. Konkenci teyze göbeği , Lopez poposu büyümüş biz buradayız diye bağırıyorlar. Dedim Deniz kendine gel. Adam elden gidiyor. Zayıfladıkça da yüzü gözü açılıyor. Tutturdum bende gidicem diyetisyene diye.
Tamam. Kontrole beraber gidelim. Bakalım sana uygun mu? Dedi.
Kontrol günü geldi, Tankut kasada ödeme yaparken sıra bize geldi. Ben daldım diyetisyenin odasına. Masanın başında ufak tefek, gencecik, uzun düz saçlı, bebek yüzlü bir bayan oturuyor. Meraklı gözlerle şöyle bir baktı bana. Tabi ben sonsuz öz güvenimle bir çırpıda döktüm içimi.
Merhaba Yelda hanım. Ben danışanınız Tankut beyin eşiyim. Kaza geçirdim ayağa kalkamam, tartılamam. Kanser oldum. İyilestim sonra tatlı hayata daldım çok kilo aldım. Eşime çok kilo verdirdiniz. Bende kilo vermek istiyorum. Beni de kabul eder misiniz? dedim bir çırpıda. Sadece bana güldü. “ Tabiki” dedi.
“Hastanede engelli tartısı var. Onu getirtiriz, analiz yapamayız ama kilo takibi yaparız. Sizede liste yazabilirim” dedi.
Aman ben ne sevindim anlatamam. En son diyetisyene 35 yasindayken gitmistim. 16 kilo vermiş, kılçık gibi olmuştum. O zaman kilo takibini bir marketteki büyük baş et tartısında tartılarak takip ediyorduk. Kasap bölümünde çalışan ekip her 15 günde bir beni görüyor her defasında bu sefer kaç kilo verdim diye iddiaya giriyorlardı. Sonunda da “ ye be güzel ablam. Can boğazdan gelir “diye beni uğurluyorlardı.
Aslında hayatımda hiç obez olmadım. Boyuma göre hep normaldim ama maşallah üst tarafım genç irisi olduğu için iri yarı gözüküyordum.
Neyse bir sandalye getirdiler. Sırtında ölçü mekanizması var. Oturtuyorlar seni acı gerçek orda gözüküyor.
1.84 boyuma 87.5 kilo olmuşum. Biran dünyam karardı. Hayatımda ilk defa bu rakamı görüyordum. O an gözumde yediğim kebaplar,pastalar,eller havaya geceleri uçustu. Kendime bi kızdım.
Be kadın. Bu kiloyu bulana kadar ne semirdin. Gezdin yedin ,tozdun içtin. Hadi sen kendine acımadın. Seni ordan oraya kaldırıp attırıp götüren kocana da mı acımadın? Adamın kolları çalışmaktan bacak gibi oldu. Vurduğu yer titriyor. Kendine gel bi dedim.
Sonra Yelda hanım aldı beni karşısına açtı bana bir dosya bir saat o sordu ben cevapladım. O küçücük kadının içinden Cin Ayşe çıktı. Almanya eğitimliymiş. Onu bununla ye.Bunu şunula iç. O saati geçirme bu saate getirme derken aldım diyet listemi kolumun altına, yine kilo vermiş kocam da yanımda döndüm evime. Liste tam benlik. Chia tohumları, avokado, ananas bayıldığım yiyecekler. Salatalar, çorbalar, sebze şölenleri. Astım buzdolabına Tankut’un listesinin yanına.
Nasıl ciddi diyet yapıyorum. Bir lokma fazla geçmiyor boğazımdan. Arkadaş toplantılarında mükellef sofralara oturup her şeyi reddederek salatalıklarımı kemiriyorum. Akşam havuz başı gıybet saatlerinde herkes pastaları lüpletirken ben bir çay bardağı kabak çekirdeğini çitliyorum.
Zamanı geldi 15 gün sonra kontrole gittik. Oturttular beni tartıya. Gösterge ensemden gösteriyor. Tankut tepemde “ Yanlış gösteriyor olmasın?” diyor. Lan oğlum ne diyon? Yoksa kilo mu almışım? Yelda hanımla tartının sağından bakıyorlar, olmuyor soluna geçiyorlar. Sonunda ortak karar verip tam 6 kilo verdiğime kanaat getirdiler. Anaaamm. Gerçekten mı? Nasıl mutluyum.
Yelda hanım beni tebrik edip birde üstüne 2 top dondurma ödül verdi bana. Yeni listemi alıp yine yeni yeniden kilo vermiş Tankut la evin yolunu tuttuk.
Hem seviniyorum hem de niye bu kadar çok kilo verdim diye kafama takılıyor. Öteki hastalıkla bir alakası var mıdır derken o doktorumdan da iyi haberler geldi. İyice diyet işine verdim kendimi. Tankut bu arada listeye tam uymuyor ama manyak gibide kilosunu veriyor.
Sonraki 15 gün sonunda yine tartıda oturuyorum. Yelda hanım 3 kilo almışsınız diyor. O sırada kafama 3 kiloluk bir odunu güm diye geçiriyorlar sanki. Allah sizi inanırsın yemedim, içmedim, hiç yaramazlık yapmadım. Hatta verdiklerinizin yarısını bile yemedim. Nasıl ağlaşıyorum. Kadıncağız beni teselli etmeye çalışıyor.
Deniz hanım vazgeçmek yok. Kilo vermeye karşı çok direnciniz var. Menopozdasınız. Tiroit probleminiz var. Hareketiniz yok.
Ben göz yaşlarımı içime içime akıtırken “ Ama ben eskiden çok hızlı kilo veriyordum” diyorum salya sümük.
“Yaş ilerleyince metabolizma yavaşlar” diyor. Bense” gözün yavaştan toprağa bakıyor be kadın bu işler artık o kadar kolay olmuyor ” dediğini sanıyorum. Bana verdiği dondurmaları geri alıp yeni listeyi elime veriyor.
Tankut yine kilo veriyor. “Erkeklerin metabolizması hızlı çalışıyor” diyor. İçimden tüm erkeklerin metabolizmasına usturuplu bir küfür ediyorum.
Bir sonrakinde hiç kilo, ondan sonrakinde 200 gram, en sonunda 500 gr veriyorum. İstanbull’un tüm suyunu ben içiyorum, kabağın, ananasın,sütün yoğurdun kökünü kurutuyorum bana mısın demiyor.
Canım eşim Tankut un verdiği kilo ise 20 oldu. Ben onu öldürmek istiyorum. Adam yerken inceliyor ben ot kemiriyorum ancak gram veriyorum. Önümüzde daha çok yolumuz var gibi gözüküyor.
Bu arada kocam dolabını yeniledi. 34 beden kota sığdı. Her gören onu tebrik ediyor. Keyfî pek bi yerinde. Kendine pek bi bakar oldu.
Sonra yine aklıma takılıyor. Dördüncü belirti neydi acaba? Ulen? Yoksa….😁

Yorumlar

Bir yorum bırak

Diğer Bölümler