Mahsur kaldım. Dönemiyorum.

Uzun bir aradan sonra bloğuma yeniden yazmak için fırsat buldum.

Şükürler olsun AH MAKUS KADERİM kitabım da basıldı. Sayenizde hiç beklenmedik satış rakamlarına da ulaştık. Kısacası aldık başımızı gidiyoruz. Beni en çok sevindiren ve çok güldüren bazı yorumlarınızı sizinle paylaşmak istiyorum.

” İlaç gibi kitap valla”

” Çanak, çömlek yerine herkese seni hediye ediyorum. 10 liraya hayat kurtarıyorsun”

“Ağlarken sana sarılmak, gülerken seni öpmek istiyorum. Bu nasıl kitap?”

“Elektroşok etkili mübarek. Salladı beni biraz”

“Önce kapağına sonra içindekilere bayıldım. Kafandaki şırınga da mükemmelmiş.”

” AMK…?? Yok canım onu kastetmemiştir dedim. Kastetmişsin!!!”

Ve daha neler neler…

Telefonlar, mesajlar, kitap imzalama yemekleri, yeni dostlar, eski dostlar ,evime ziyaretler…Süpersiniz. Çok çok tesekkür ederim.

Bu aralar yine yazasım geldi. Hadi size kocamın kocaman marifetini anlatayım bari dedim. Zaten kendisi olmasa ben ne bulup yazacaktım onu da bilmiyorum.

Dostlar bu yaz sonu bizim kışlık eve dönüşümüz çok sancılı oldu. Şimdi rahat bir yere oturun size başımıza neler geldi anlatıcam.

Yaz bitti . En sevdigim mevsim sonbahar geldi. Ne soğuk ne sıcak. Tam ılık ılık şehirde gezilecek havalar. Herkesler kışlık evlerine dönmeye başladı bile.

Bir tek ben evime dönemiyorum.

Bilin bakalım.Neden?

Çünki evimi pireler basmış.

Sorun bakalım. Niye ?

Çünki kocam ve sevgili babası arkamdan iş çevirip, tedavi ettirip sokağa bıraktığımız kediyi benden habersiz tüm pireleriyle birlikte tekrar eve geri almışlar.

Oysa başıma geleceği bilmiş gibi yazlığa gitmeden önce ben Tankut’a uyarı konuşmamı yapmıştım. Gayet sakin ” Bak aşkımla” başlamıştım sözüme.

” Bütün canlıları seviyoruz ama her tedavi ettirip iyileştirdiğimiz kediyi eve alamayız. Veteriner bile bir yerde durmanız gerek diyor. Keske hepsi bizim olsa ama maalesef bazılarına sadece dışarda bakmamız gerekiyor bu yüzden canım BEN YOKKEN EVE SAKIN KEDİ ALMA!!!!!

Ben sanki böyle dememişim gibi öyle gizli çalışmışlar ki olayı farkedene kadar 3 hafta o pireler çoğalarak evimi ve evde bıraktığım üç kedimi istila etmişler. Kısaca pireler evimde cirit atmış, horon tepmiş, acıktıkca da kedilerimi yemişler. Oysa ben kedilerime misler gibi bakardım. 3 ayda bir ense ilaçlarini yaptırır, hastalık böcek kapmasınlar diye asla dışarı bırakmaz, ayaklarını toprağa bile değdirmezdim. Vanilyalı kedi pudrası kokarlardı hep. Meğerse canım yavrularım böceklenmisler deli gibi kaşınıp dururlarmış.

Bu arada kış başlamadan önce biraz evin ağzını yüzünü toparlıyalım dediydik. Son 15 gündür evde tadilat vardı. Banyo yıkılıp yeniden yapıldı. Mutfağın karoları değişti. Evin ağzını burnunu düzeltelim derken ustalar sağolsun kafa göz dalmışlar eve ,her taraf un serpmişsin gibi bembeyaz toz duman. Dağınıklıķ hat safhada. Eve bomba düşmüş sanki. Mobilyalar, eşyalar koridorda sıralanmış içeriye adım atılmıyor. Duvar kağıtları eşyaları duvara vurmaktan yer yer soyulmuş. Yerdeki mermerler çizik içinde. Kısaca zevkle, sevgiyle döşediğim evimi hallaç pamuğu gibi atıp birde üzerinde tepinmişler. Size şu kadarını söylesem beni anlarsınız. Dünyanın en pis şeyi olan tuvalet fırçasını bile salonumun baş köşesinde arzı endam ederken gördüm ben. İnanın o an gözlerim yandı, beynim dondu. Gerisini siz düşünün artık.

Tabi kafamda dumanlar tütmeye başladı. Olan oldu deyip tadilat pisliğinden kurtulayım diye hemen eve temizlikçi kadını soktum. Daha o zamanlar pire olayından haberim yok. Evimi kurtarma çabasındayım. Yardımcı kadınıma dedim ki “bu ev tertemiz olana kadar gel git temizle. Ne zaman heryer mis olur, mobilyalar yerleşir ara beni toparlanıp döneyim kışlığa.”

Kadın evi silmiş süpürmüş yalamış yıkamış. Sonra bir sabah beni aradı.

Bana aynen şöyle dedi. ” Evdeki tüm inşaat pisliğini temizledim abla. Her yeri de düzenledim. Nasıl diycem bilmiyorum ama evde çok pire var.Bütün bacaklarımı yediler valla. İlaçlatmak lazım her yeri ”

Önce ne diyo anlamadım.

Dedim evde ne var?

Dedi ” Pire var”

Daha sonrasını pek hatırlamıyorum. Hayat durdu. Ben yaşlandım. Saçlarımın boyası akıp kafama aklar düştü. Gözlerimin yanlarına çatır çatır kaz ayakları oturdu. Tansiyonum 1000’e çıktı. Kafamda devamlı aynı cümleler dönmeye başladı.

“Pire neydi ya?

Peki bit neydi?

Hangisi daha kötüydü?

Yok canım! Bizde pire var, bit yok. Bit kafada, pire evde mi oluyordu? “

Birkaç dakika sonra ben söylenenleri tam algıladığımda hüngür hüngür ağlamaya başladım. Durduramıyorum kendimi. Arasıra uluyorum, tükürüğümle boğuluyorum, içimi çekerken salyalarım akıyor. Allah sizi inandırsın o kadar çok ağladım ki sandım ki gözlerimden beynim akıyor.

Sonra kafam yavaş yavaş yerine gelmeye başladı. Benim çocuklarım pirelenmez. Hem ilaçlılar hemde sokağa çıkmıyorlar. Tankut beni uzun süredir kışlığa götürmüyor. Tadilat diyo ,hava çok sıcak boşver yanarsın diyo… Neden ?

LAN YOKSA BU ADAM EVE BENDEN HABERSİZ KEDİ Mİ ATTI? dedim. Bende ampul yandı.

Bu sefer üzüntüm şiddetli bir sinire dönüştü.

Herşeyin sebebi Tankut’u nasıl öldürürüm planları kurmaya başladım yine.

Önce adamı içi pire dolu bir çuvala tıkıp böcekler her yerlerini ısırırlarken çığlıklarıyla keyiflenip kahve içmeyi düşündüm. Yok bu yetmez deyip önce evi ilaçlatıp sonra ona santim santim zehiri yalatarak her yeri temizletmek istedim. Oda kesmedi maddi manevi çöksün deyip evin tüm eşyalarını değiştirip en pahalısından tekrar alayım dedim.

Allahtan o an evde değildi. Bunları yapamasam bile onu dilimle bayağı dövmeyi, hayatı ona zindan etmeyi ciddi ciddi düşündüm.

Sonra sakinledim. Derin derin nefes aldım. Ya da öyle sandım. Ta ki yazlık komşum Ayfer’e mesaj atana kadar. “Arkadaşım gel. Çok fenayım” dedim.

Sonra bir baktım bahçenin yokuşundan aşağıya doğru pijamalarıyla koşan komşum Ayfer bana doğru savruluyor. Bir elinde depar sırasında ayağından fırlamış terliği , saçları dağılmış ,kocaman açmış gözlerini ” Ne oldu arkadaşım. Tansiyonun mu yükseldi? diye bağırıyor.

Geldi balkona sarıldım beline, gömdüm suratımı kadının göbeğine böğüre böğüre ağlıyorum. Bir yandanda “Evimi pireler basmış. Ben nerelere gidicem şimdi?” deyip salyamı sümüğümü çekiyorum.

Bu arada komşumda çok titiz kadındır. Benim gururla “evimi kırkladım, çok temiz artık “dediğim zaman bile onun için o ev bok götürüyordur. Temizliği cok sever. Cif’e karşı ayrı bir aşkı vardır. Her yeri Cif’ler. Ovar, siler. Asla tatmin olmaz. İşte ben bu kadına pirelendim deyip birde böğrüne sarıldım.

Baktım rengi soldu, o an benden tiksindi bile büyük ihtimalle.

Hangi evvv ? diye bir çığlık attı. ” Kışlık ev” deyince bir rahatlık geldi onada.”He! Tamam o zaman” deyip o da sarıldı bana.

Hem kafamı sevip bir yandanda ” Pire dediğin nedir ki? Hemen temizlenir. İlaçlatırsın geçer. Ağlama artık. Bak tansiyonun da çıkacak” diye beni teselli ediyor. Neyse ben sustum, Ayfer gitti . Bende Tankut için çok pis planlar kurmaya başladım kafamda.

Akşam oldu Tamkurt ( Tankut) eve geldi. “Hayırlı olsun aşkım. Artık evimizde iki insan, beş kedi, yüzlerce pireyle yaşıycakmışız ” dedim. Önce rengi soldu sonra çaresiz kaldığı zamanlarda yaptığı gibi kafasını kaşıdı. ” Kadınla mı konuştun ?” dedi.” Abartmış, toplasan 5-10 tanedir canım” diye ekledi.

Dedim aşkım çek bir sandalye otur masada yanıma. Bu işten kurtulmanın, karını kandırmanın, hadi illede kediyi alıcan ilaçlarını yaptırmadan eve sokmanın, evimi, çocuklarımı sefil etmenin ,beni ağlatmanın bir bedeli olacak tabi deyip listeyi verdim eline.

1- Ev hemen en etkili ilaçlarla dip köşe ilaçlatılacak.

2- Çocuklarım veterinere götürülüp aşılatılacak, ev ilaçtan arınana kadar hepsi kedi otelinde kalacak. (Gecelik kalma dünya para)

3- En iyi temizlik, yıkama şirketi aranacak, koltuklar, yataklar, halılar yıkatılacak.

4- Kadın hergün gelicek ,tüm dolap içleri, kıyafetler, mutfak eşyaları makinalarda yıkanıp temizlenecek.

5- Senin takım elbiselerin, benim hassas kıyafetlerimin hepsi kuru temizlemeye verilecek.

6- Yardımcı kadın ” Abla artık bacaklarımı yiyen birşey yok. Evine dön ” diyene kadar sen İstanbul’ a gidip bu isleri yapıp geri geliceksin.

Önce listeyi okudu,acı acı bana baktı, sonra yine listeye baktı. Rengi kızardı. Gözleri sulandı. ” Bir kedi pire ilacı 100 tl. Keşke ilaçlatsaymışım kediyi” dedi.

Bende ” hadi yemek yiyelim, sanada bir bardak soğuk su getireyim” deyip ortadan yok oldum.

Sonra bu iş bana bayağı yaradı. Listedeki tüm maddeleri yaptı. Ev bal dök yala oldu. Dolaplarım, kıyafetlerim, eşyalarım , her iğne noktası temizlendi. On gün sonra kadınımız aradı. ” Abla gel artık. Valla eniştenin canı çıktı. Ev piri pak. Öcük böcük kalmadı. Yazıktır adama ” dedi.

Döndük çok şükür evimize.

Şükürler olsun hayatıma devamlı renk katan bir kocam var diye yine dua edip olayı kapattım gitti bende.

Artık evde iki insan, beş kediyiz…

Yorumlar

Bir yorum bırak