ÜZÜM’ÜN GÖZÜNDEN ASLAN BELASI…

Merhabalar. Yine ben. Üzüm Ertem. Evimize yeni bir bomba düştü demiştim size. Aslan beyefendi. Nam-ı değer “Ayaklı felaket”. Şimdi diyeceksiniz ki bu kedide ne memnuniyetsiz. Herşeye dertleniyor. Valla öyle değilim. Evimi severim, ailemin hastasıyım, kardeşlerimle de aram fena değil ama yeni bir kardeş İS-TE-Mİ-YO-RUM! Benimki de can kardeşim. Bu ne be. Ev değil enik yetimhanesi. Cami avlusuna bırakılan bize düşüyor.

Daha önce bunun gelişini size anlatmıştım. “Yardım edin a dostlar” demiştim. Maşallah hiçbirinizin sesi çıkmadı. “Üzülme Üzüm biz onu alıp gidicez , bir daha asla yüzünü görmeyeceksin. Hatta memleketi bile terkedecek ” falan demediniz.

Sonuç olarak küçük zevzek geleli üç hafta oldu. Bizede hayat zindan oldu. Sürüne sürüne gelen , komalarda pert yatan veledin içine şeytan kaçtı sanki. Gözü bir açıldı pir açıldı. Sanki 40 yıllık evinde ömür boyu bizlerle yaşamış gibi her yere hakim, her yere girip çıkıyor. Devamlı peşimizde. Kuyruğumuzu kurtarsak tepemize atlıyor, tepemizi kollasak kıçımızı ısırıyor. Evlat olsa çekilmez o kadar diyim size. Kardeşler aramızda toplantı yaptık. Anneme söylesek mi? Bunu biz istemiyoruz desek mi diye. Babamdan korktuk. İnat adam. Nuh diyor peygamber demiyor. Bu kedi bu evde kalacak diyor.

Annemin durumu bizden vahim. Tüm bacakları tırmık içinde. Devamlı dişimi kaşıyorum bahanesiyle kadının ellerini ısırıyor. Anacım kan revan . Devamlı pantalon giyiyor. Bacaklarının halini annanem görse ya Aslan’ı gebertir ya da annemi. Vallahi bakılası gibi değil. Sanki gül tarlasına girip dikenlerin arasında saatlerce kendini çizdirmiş gibi. İki gün önce doktoruyla randevusu vardı. Biz evde bayağı endişelendik ” Doktor bu kadın kafayı yemiş , kendini lime lime kesmiş. Atın içeri” diyecek diye.

Annem bu işi takıyor mu? Hayır!Önce kızıyor sonra hani oğlumun göbişi deyip her taraflarını öpüyor manyağın. Boyle cocuk mu yetistirilir? Şımarığın önde gideni oldu çıktı üç günlük enik.

Babam desen hayatından çok memmun. Tepesine sıçsa yarabbi şükür diyor. Tamam vakti zamanında bizde bebektik , bizde yaramazdık ama valla bunun yaptığını hic birimiz yapmadık.

Geçen gün bu evin içinde kayboldu. Allah dedik dualarımız kabul oldu. Açık biryer buldu,bastı gitti diye sevindik. Annem babam arıyorlar, adını sesleniyorlar cıt yok. Adını bile ögrenemedi salak. Biz o yaşta bize seslendiklerinde miyav anne bile derdik. Bunda tık yok. Neyse bulamadılar. Biz nasıl mutluyuz anlatamam. Akşam mama kokteyl yiyip alemlere mi aksak diye düşünürken annemden ” o da ne?” diye bir ses geldi.

Babam banyoya koştu. Cüce boyuyla nasıl becerdiyse Aslan efendi çamaşır makinasının içine girip orada uyumuş. Annem bir telaş yaptı. Ya makinayı çalıştırsaydım diye dövünüyor. Ah ulen nasıl benim aklıma gelmedi. Şöyle düğmeye basıp iki tur döndürüp sıçan etseydim şunu .Sonra çıkartırdım tabi kedi katili olmak yapımda yok da içime bir su serpilirdi sanki.

Tam artık bundan kurtuluş yok derken babamdan güzel haber geldi. Uzun bir seyahate çıkacakmış. Annemde Aslan’a bakmak zor. Diğer çocuklar çok huzursuz. Sen yokken birine verelim o baksın dedi. Allah sizi inandırsın o an evin içine bir ışık doğdu.Sanki kanatlandım. Uçuyorum. Babam kimse bakmaz falan dedi ama annem yılmadı. Aradı taradı en son ihale dedeme kaldı. Oğulları beraber gidiyor ya kendisi yalnız kalmasın diye yollayalım dedik.

Annem hemen bavulunu hazırladı. Kumu, topları, yatağı, oyun çubuğu, mamaları, tuvaleti, tasması derken valla kurtuluyoruz bundan dedim. Babam kutusuna koydu cüceyi . Bizde içimiz yana yana arkasından el salladık.

Annem giderken ço üzüldü. Öptü kokladı. Dedeni üzme sakın dedi. O da çok anladı ya yaladı elini gitti.

O an ben yeniden doğdum sanki. Evimize yeniden huzur geldi. O gece tüm aile bir uyumuşuz , uyku degil sanki ölmüşüz.

Sabah oldu babam gitti. Annemle keyifli bir kahvaltı ettik karşılıklı. Çok şükür anama kavustum yine.

Hergün dedem arıyor. İlk iki gün “çok tatlı bana arkadaş oldu “dedi. Pek mutluydu. Sonraki telefonlarında ” bu çok hareketli kızım, ısırıyo leyn bu, bacaklarıma tırmanıyor kendimi korumak için bacaklarıma örtü sarıyorum. Gazeteme gıcık oldu, okutmuyo, durmadan yiyip sıçıyo, devamlı yollamadın di mi bunu bana” demeye başladı. Ee dedecim herkes benim gibi uslu torun değil. Annem yarım ağız aldırayım mı baba? diye soruyor valla gel al diycek diye ödüm patlıyor.

Allahıma şükürler olsun daha geri gelmedi ama heran eli kulağında gibi bir hal var.

Yine aldım annemi karşıma bak kadın dedim o velet bu eve geri gelirse toplar bavulumu giderim. Gitmesem bile ona yapacaklarımdan ben sorumlu değilim. Çok korktu. Pisleştiğimde ne kadar acımasız olduğumu bildiğinden aval aval yüzüme bakıp döndü gitti.

Ama ben durmadım. Annem evde yokken gidip çamaşır makinasına uzun uzun baktım. 90 derecede kaynayıp bol suda iki saat çevirirsem birde üstüne 1600 devirde iyice bi sıkarsam kemigini bile bulamazlar. Faili meçhul olur gider diyorum. Şu an kendimle hesaplaşma dönemindeyim.

Sizce ben ne kadar kötü olabilirim???

Yorumlar

Bir yorum bırak

Diğer Bölümler