YAZ MI? KIŞ MI?

Bütün kış yaz gelsin, artık kat kat giyinmeyelim, donup gebermeyelim diye bekledim. Sonunda yaz geldi çok şükür. Sonra ben yazı da niye sevmediğimi hatırladım. Allah sizi inandırsın yaz sıcakları başladığından beri hiçbirşeye tahammülüm kalmadı. Siz zaten beni bilirsiniz. Sıcakta benim içime canavar kaçar, valla çok pisleşirim.

Mesela bu aralar insanları gündüz gebertip, gece sevesim var. Bana soru soran herkesin ağzını, burnunu dağıtmak istiyorum. Bana sarılmak isteyen ve ya fazla yaklaşan insanların yaydığı ısıdan acayip nefret ediyorum.

.” Valla çok sıcak. Nefesim darlandı” dediğimde ” Yok canım abartıyorsun. O kadar da değil” deyip bana gülen cehennem zebanisi arkadaşlarımı mümkünse yaz boyu hayatımdan şutlamak istiyorum. Kışın söz yine dostuz.

Vallahi çok kötü oluyorum ya. Biyolojik olarak pelte kıvamındayım. Suratım tüp patlamış gibi kızarıyor. Zaten güneş sağolsun yüzümdeki tüm çilleri mısır patlağı gibi pörtletdi. Burnumun tam ortasında çil toplantısı var mesela. El ele verip leblebi büyüklügünde bir karaltı oluşturdular. İki gözümün ortasında koca bir ben var gibi duruyor. Balçık gibi sürdüğüm güneş korumaları bile banamısın demiyor.

Hayatınızda çok sıcak diye ağlayan birisini gördünüz mü ? İşte o salak benim.

Sonra bir mucize oldu ve havalar soğudu. Şöyle 10 gündür falan çok şükür donuyoruz. Temmuz ayının ortasında bir yağmur, bir fırtına, bir karanlık . Değmeyin keyfime.

Bizim yazlığımız dağın tepesinde, ormanın içinde. İşte bu aralar geceleri bir soğuk oluyor. Resmen dişlerimiz takırdıyor . Ben ki son yılların en menopozlu , alevli kadını yorgan örtüp azcık titreşiyorum. Aramızda kalsın eşim şömine mi yaksak? Kaloriferi mi açsak ? dediğinde çok dalga geçtim onla . Temmuzun ortasında kalorifer yakarsak ” Kikirik karı koca ” diye bizi tarih yazar dedim ama içimden de ” hadi be koçum . Sen bakma bana . Birşeyleri yak da iliğimiz kemiğimiz ısınsın “diye düşünmedim değil. Benim dağ gibi kocam bile tüm camları, perdeleri kapatıp battaniyeye sarıldı o kadar nemli soğuktu deyim ben size.

Değil havuza girmek suya bile bakamıyoruz. Pek bi karanlık dipsiz kuyu gibi duruyor. Bu noktada yaşlandıgımızı çok fena anlıyoruz zira birkaç velet sanki güneş altında oynuyorlarmış gibi dudakları mor ama kendileri dipçik inatla buz gibi suda cıbıldıyorlar.

Elimde çayım , iki penye taytı üstüste giyerek ısınmaya çalışan bacaklarım, boynuma sardığım havluyla balkonumdan manzarayı keyifle seyrederken birden aklıma yine gereksiz düşüncelerden biri geldi. Üzerime vazife ya ” Lan oğlum Temmuz’da havuzbaşında evlenecek gelinler şimdi ne yapıyordur acaba? diye bir üzüldüm bir dertlendim sormayın. Sonra kendimden utandım. Yine duayı cok kaçırmıştım.

Allah’ım soğut beynimi, azcık buz gibi nefes alayım, titreye titreye sıcak birşeyler içmenin dayanılmaz hafifliğini yaşayım derken meğerse bilmeden dondurmuştum tüm sevenleri. Allah bilir ne kadar zaman önce Temmuz sıcağına düğün tarihi almışlardı gariplerim.

Düşünsenize kız straplez model gelinliği diktirmiş, sıcaklarda yanık tenli gelin olup hava atsın diye fırında közlenmiş, hayallerinde müstakbel kocasıyla havuzbaşında halay çekmiş, meşaleler eşliğinde pasta kesmiş, havai fişek patlatmış, yemekleri lüpletmiş, içkileri hüpletmiş… sonrası şu anki acı gerçekler.

Hava buz, sağnak yağışlı, gök gürültülü, ceviz büyüklüğünde dolu şenliği.

Söyleyin bana a dostlar. Ne yapsın bu çocuklar?

Evlenmesinler! Yok yok o kadar eziyet çekmisler. Günah. Evlensinler.

Ben böyle bir düğünün nasıl olduğuna çok yakından şahit olmuş biri olarak neler yaşadığımızı size anlatayım.

Yakın bir akrabamızın düğünü. .Yaz ortası, havubaşı. Ünlü, tanınmış bir mekan. Bugünlerdeki gibi Allah ne verdiyse tepemize yağdırııyor. Bir ara yağmur durdu . Saçak altına saklanan tüm davetliler koşa koşa bir masa bulup ıslak sandalyelere çöktüler. Uzun gece elbiseli tüm kadınların etekleri dizlerine kadar çamurlu suyla lekeli. Saçını inek yalamığı topuz yaptıran kadınlar şanslı, ıslansa da belli olmuyor. Diğer kıvırcık veya düz fön çektirenlerin durumu içler acısı. Hafiften rimeller akmış. Birileri onları bir güzel dövmüş sonrada bir kova buzlu suyla kendilerine getirmiş gibi perişanlar. Yüzlerinde bitse de gitsek bakışı, acı çekiyorlar.

Gelinle damat çıktı. Gelinin lüle lüle saçları sadece lüle moduna geçmiş, isyan çıkmıs, her yerden fışkırmışlar. Duvak bayağı bir yerleri paspaslamış, etekleri hiç anlatmayım, güllaç kıvamında sünmüş kalmışlar. Suratlar beşkarış.

Hayaller, umutlar başlarına yıkılmış insanlar topluluğu. Bu arada kadınların arasında hiçbirşeyden etkilenmeyen heykel gibi adamlar var. Takım elbiseleriyle , janti saçlarıyla ,parlak ayakkabılarıyla hiç zaiyatları yok. Aralarından birkaçı ceketini centilmenlik gereği hanımın omzuna koymuş . Esasında adamların biryerleri donmuş ama yinede ben insan değilim asla üşümem edasıyla hafif titrek ayakta duruyorlar.

Islak masalara yemek tabakları geldi. Biraz yenildi içildi. Alkolün de etkisiyle azcuk ısınıldı, başladı müzik. Herkes hoppa pistte. Ne kadar tepinirsek o kadar ısınırız diye itiş kakış herkes oynuyor.

Bu arada pistin etrafına ağaçlar dikmişler. Heryer mermer sadece ağaçların etrafını toprak bırakıp çevirmişler . Balçık toprağa basan kadınların topukları çamur topu. İllede oynuycaz derken töbe estafurullah şey gibi piste topçuk topçuk çamur kütleler bırakıyorlar. Basan kayıyor sanırsın çamur güreşi yapılıyor.

Neyse pasta gelicek diye herkes bir oturdu da azcık pisti temizlediler. Önde meşaleli çocuklar arada pastayı taşıyan iki adam arkalarında gelin damat pür dikkat , kaymadan düşmeden ortaya geldiler.

Pasta kesildi, şampanyalar içildi sonra ne oldu biliyormusunuz?

Doğa ana bize tükürdü. Hatta o da yetmedi üzerimize kustu. Bir anda duş gibi tepemizden aktı gitti. Son kuru yerlerimizi de sucuk gibi ıslatıp hadi bana eyvallah dedi.

Son gördüğüm üzerindeki gelinliğin ağırlığını taşımaya çalışan perişan gelini damadın sürüyerek içeriye sokmaya çalışmasıydı.

Sonra tüm davetliler bu kadar zorlamanın alemi yok diyerek basıp gittiler.

Böyle bir durum ancak sünnet çocuklarına yarar. Ne zamanki yağmur başladı çaktırmadan ortadan toz ol gitsin. En azından bir daha insanlar seni bulana kadar pipinle mutlu mutlu yaşarsın.

Sonuç olarak yazın ortasındaki tüm soğuk hava dualarımı geri alıyorum.

Bir yolunu bulup ben kendimi soğuturum. Yeter ki gençler üzülmesin. Bu arada her soğuğu da benden bilmeyin he. Hadi kalın sağlıcakla.

Yorumlar

Bir yorum bırak

Diğer Bölümler